Sayın ziyaretçilerimiz,sitemizden en iyi verimi alabilmek için GOOGLE CHROME veya MOZİLLA FİREFOX kullanmanızı tavsiye ediyoruz...

19 Ekim 2011 Çarşamba

VE SAHNEDE YİNE TERÖR

Terör bugün Hakkari'de kendini gösterdi. Sonuç ise şuana kadar olan en büyük üçüncü saldırı olarak nitelendiriliyor. 26 genç şehit oldu...
Askerliğini orada yapmış biri olarak ben 26 kişiden fazla olduğuna inanıyorum. Çünkü 2009-2010 yıllarında ben oradayken de bir çok olay medyadan gizlenmişti.
Eminim ki bu durumda da buna benzer bir gizlilik olabilir.
Bu acı olaylar artık görünmesin ,duyulmasın kısaca yaşanmasın istiyoruz. Bununla beraber cumhurbaşkanı gereken yapılacak diyor...

Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşması aynen aşağıdaki gibidir;
"Şunu kimse unutmamalı ki bize bu acıyı çektirenler misliyle çekeceklerdir. Devletimizi bu saldırılarla sarstıklarını zannedenler, hizaya getireceklerini zannedenler, göreceklerdir ki bu saldırıların intikamı çok büyük olacaktır ve misliyle de alınacaktır. Silahla, Türk Devleti’ne savaş açarak, bir yere varılamayacağını eninde sonunda göreceklerdir. Bunlara yataklık edenler, bunların bu şekilde at koşturmasına fırsat verenler de muhakkak ki derslerini çıkartmaları gerekir. Onların da neticelerine katlanmaları gerekir. Bütün dünya şunu bilmeli ki Türkiye azimli kararlı bir şekilde terörle sonuna kadar mücadele edecektir ve terör karşısında hiçbir bir şekilde sarsılmayacaktır ve bu işi bitirmek için sonuna kadar elinden gelen her şeyi yapacaktır. Bir kez daha bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum"
Cumhurbaşkanı,teröre karışı mücadele hem millletin hemde devletin kararı....
Cumhurbaşkanı Gül, “Türkiye’deki demokratik gelişmeleri eğer ‘Terör neticesinde elde ediyoruz’ zehabına kapılanlar varsa şunu bilmelidirler ki; büyük bir tarihî yanılgı içerisindedirler. Kendi halkımızı kucaklamak, kendi halkımıza şefkat göstermek, kendi halkımızın hak ve hukukunu korumak başka bir şeydir. Ama teröre karşı asla taviz vermeden sonuna kadar kararlı bir şekilde mücadele etmek ise bizim, hem devletin, hem de milletin kararıdır. Bir kez daha şehitlerimize rahmet diliyorum. Bütün milletimize de başsağlığı diliyorum.” demiştir.
Umud ediyoruz kısa süre içerisinde törer kelimesi Türkiye'nin lugatından çıkar ve huzurlu bir yaşamla hayatımıza devam ederiz....
Gündem bizim olarak şehitlere Rahmet ailelerinede en içten başsağlığımızı dileriz...

17 Ekim 2011 Pazartesi

İLAHİ ADELET İŞTE


Geçtiğimiz günlerde48.'si düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal ödüllerini sahiplerini buldu. Ödül töreninde yine beklenen o güzel görüntülerle karşılaştık. Törende en çok göze çarpan ve deyim yerindeyse ödülleri toplaya "ZENNE" filmi ve oyuncuları oldu.

M.Caner Alper ve Mehmet Binay’ın il sinema film olan "Zenne" zamanında kültür bakanlığının onayını olamamış bir filimdi. Bu burukluğu ödül töreninde de dile getirdiler ve bu ödülün bir ilahi adelet sonucu kendilerine verildiğini ifade ettiler. Bu noktada çokta haksız sayılmazlardı. Nedense adeta "meyva veren ağacı taşlarlar" deyimindeki gibi iyiler ülkemizde önce bir taşlanıyor sonrada ödüllere boğuluyor. Azda olsa umudumuz var bir gün bu gidiş değişecek inşallah...

Başrollerini Kerem Can (Can), Erkan Avcı (Ahmet) ve Giovanni Arvaneh’nin (Daniel) paylaştığı filmde; Rüçhan Çalışkur, Tilbe Saran, Ünal Silver, Esme Madra, Jale Arıkan, Tolga Tekin gibi başarılı oyuncuların yanısıra, Amberin Zaman, Banu Güven ve Piyale Madra gibi isimler de konuk oyuncu olarak yer almaktalar. Sinemalarda gösterimde olan bu filme gitmenizi tavsiye ederim...

Gecede ödül alan bir diğer öenmli isim ise Behsat Ç. (Erdal Beşikçioğlu) oldu... Aramızda kalsın en çokta buna sevindim....
Törende en çok dikkati bunlar çekerken sizlerinde bu filmlere ve oyunculara desteğinizi esirgemenizi tavsiye ediyoruz....

16 Ekim 2011 Pazar

VE APPLE ÖKSÜZ KALDI !!!


Ölüm bazen sizi korkutan bir kavram olabailir. Ancak hayatın her alanında birlikte olduğumuzda bir gerçektir. Bazı insanlara ölüme bir bitiş gözüyle bakarken bazılarıda tıpkı Steve Jobs gibi düşününmektedir. Yeni içi eski gitmeli fikrine sahip Apple'nın eski CEO'su Steve Jobs bir üniversitede gençlere yaptığı ve tarihe geçen konuşması aynen aşağıdaki gibiydi;

“Üçüncü hikayem ölüm hakkında. On yedi yaşındayken şöyle bir şey okumuştum. “Her gününü hayatının son günüymüş gibi yaşarsan, günün birinde haklı çıkarsın. Bu cümle beni çok etkilemişti. Ve o günden bu yana, yani 33 yıldır, her sabah aynaya bakıp kendime hep şunu sordum: “Eğer bugün hayatımın son günü olsaydı, bugün (normalde) yapacağım şeyleri yapmak ister miydim? Uzun süre art arda ‘Hayır’ yanıtını verdiğimde bir şeyleri değiştirmem gerektiğini anladım. İnsanın kısa süre içinde öleceğini bilmesi, yaşantısına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey, tüm dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları, tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir. Yalnızca ölümdür önemli olan.”
Öleceğinizi hatırlamak, kaybedecek bir şeyler olduğu düşüncesini yok etmenin bildiğim en iyi yoludur. Zaten çıplaksınız. Yüreğinizin sesini dinlememek için hiçbir neden yok. Bir yıl kadar önce bana kanser tehisi kondu. Sabah 7:30′da girdiğim ultrasonda pankreastaki tümör bariz bir şekilde görünüyodu. Bense pankreasın ne olduğunu bile bilmiyordum. Doktorlar bu tip bir kanserin tedavisinin neredeyse imkansız olduğunu ve üç ila altı aydan fazla yaşamayı beklemememi söylediler. Doktorlarım eve gidip işleri yoluna koymamı tavsiye ettiler. Bu, doktorların onların “ölümü bekle” deme biçimiydi. Bu, çocuklarınıza ilerideki 10 yıl içinde söyleyeceklerinizi birkaç ay içinde söylemeye çalışmak demekti. Bu, ailenizin rahatı için gerekli her şeyin kısa zamanda yapılması demekti. Bu, veda etmek demekti. Bütün gün o teşhisle yaşadım. Akşama doğru biyopsi yapıldı.
Bu deneyimi yaşamış biri olarak diyebilirim ki ölüm faydalı fakat sadece entelektüel bir kavramdır. Hiçkimse ölmek istemez. Cennete gitmek isteyenler bile oraya gitmek uğruna ölümü göze almak istemezler. Oysa ölüm hepimizin ortak sonu. Şimdiye dek kimse ölümden kaçamamıştır. Bunun böyle de olması gerekir. Çünkü ölüm, hayatın en güzel icatlarından birisi. Hayatın değişim ajanı. Yenilere yer açmak için, eskilerden kurtulmanın tek çaresi. Şu an için yeni sizsiniz. Ama günün birinde, üstelik pek yakında siz de eskiyecek ve aradan çıkarılacaksınız.
Bu kadar acımasız olduğum için üzgünüm ama gerçek bu. Zamanınız kısıtlı. Bu yüzden başkalarının hayatını yaşayarak onu harcamayın. Başkalarınnı düşüncelerinin sonuçlarıyla yaşama dogmasına takılıp kalmayın. Başka insanların fikirlerinin gürültüsünün kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin. Ve en önemlisi kalbinizin ve sezgilerinizin yolundan gidecek cesarete sahip olun. Kalbiniz ve sezgileriniz ne yapmak istediğinizi bilirler. Bunun dışındaki her şey ikinci planda.
Steve Jobs

Yukarıdaki konuşayı bile duymak insana çok şey anlatıyor ve bir kere daha dünyanın bir dehayı kaybettiğini hatırlıyor ve sevenlerine baş sağlığı diliyoruz...

27 Eylül 2011 Salı

GÖZ SAĞLIĞI HAKKINDAKİ YANLIŞLIKLAR !!!

Merhaba sayı takipçilerimiz;
Bu yazımızda sizlere halk arasında göz üzerine söylenen sözlerin yanlışlarını ve doğrularını anlatmaya çalışacağız.
Halk arasında bilindiği gibi kulaktan dolma yalan yanlış bir çok bilgi dolaşmaktadır. Bunların kimisi doğru büyük çoğunluğu da yanlış bilgilerdir. Bazen bu bilgiler hayatımıza olumsuzluklar katabilir. Bunu dikkate alarak sizlere bu bilgileri sunmaya çalıştık….

PEKİ NEDİR BU YANLIŞLAR !!!
Gözlük veya kontak lens kullanmak göz durumunuzun iyileşmesini sağlar diye bilinir. Ancak bu yanlıştır. Doğrusu ise gözlük veya kontak lens sizin göz kusurunuz için hiçbir fayda sağlamaz burada ki amaç sadece daha iyi görmenizi sağlamaktır. Yani gözlük ve kontak lens tedavi amaçlı olmayıp gözünüzün iyi görmesi için kullanılır.
Diğer bir yanlış ; “Tuzlu yemekler göz sağlığını olumsuz etkiler” düşüncesidir. Oysa tuz,hipertansiyon gibi bazı hastalıkların üzerinde olumsuz etki yapabilir ancak göz için herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Tabi bunu okuyup da olumsuz etkisi yokmuş yemeye devam demekte yanlıştır. Nede olsa her şeyin çoğu zarar azı karardır demi…

Diğer bir yanlış da, “Dinlendirici gözlük baş ve göz ağrısı yapar” kavramıdır. Oysa bilmezler ki dinlendirici gözlük diye bir şey yoktur. Ayrıca bu tür gözlüklerinde tedavi edici bir özelliği yoktur.
En büyük yanlış; “Yakından TV izlemek veya kitap okumak gözleri bozar düşüncesidir” Bu düşüncenin göz sağlığı üzerinde herhangi bir etkisi olmayıp abartılırsa göz bozukluğu geliyorum diyebilir…
Bir diğer yanlış; “ Havuç görmeyi arttırırmış” düşüncesidir. Bu düşünce de tabi ki yanlış. Zaten göz sağlığımız için gerekli bütün vitamin,mineral vb. yediğimiz besinlerde mevcut. Yani fazladan havuç yemek sadece bağırsaklarınızın fazladan çalışması anlamına gelmektedir.
Son yanlışımızda; “Bilgisayar başında uzun süre durmak gözü bozar” fikridir. Bilgisayar başındauzun süre durmak sağlığımızı etkile tabi ancak gözlerimizi olumsuz bir şekilde etkilemez. Bu durum sürekli devam ederse sonuçta küçük göz kusurları çıkabilir tabi…
Herkese sağlıklı günler diler ve yeni yazımızda görüşmek üzere diyoruz…

BU YAZILARIMIZ İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ramazanda yediklerinize DİKKAT EDELİM!!!
Dolandırıcıların yeni yöntemini duydunuz mu?
"Gelin Tanış Olalım" Dediler ve gidiyorlar...
Güneş lekeleri ve çözümleri nelerdir?
Romanya'da bir tatile ne dersiniz?
Çocuklarımız ve PC oyunları
Baylar neler oluyor size!!!!

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

 
Benim gündemim,senin gündemin :)