Freelance & Blogger
Gündem Bizim, 2011 yılından beri yayında olup, hayata farklı açılardan bakmaya çalışan kişisel blog yazarı Ömer tarafından kuruldu.

Nerede Kaldı Çocukluğumuz

0

Hani bazen yaptığınız bir şeyler sizi alır uzaklara götürür ya işte bugün buna benzer bir sahneyi yaşadım. Biraz geçmişe daldım sanırım ve eski zamanların tatları ve sesleri hep ayrı ayrı gözümün önüne geldi. Belki masumiyetinden belki doğallığından belki de çok bulunamamasından ama farklıydı işte. Mesela pazardan alınan bir salatalık, domates mis gibi kokardı. Hele bir de eve getirip kestiğimiz zaman ev domates veya salatalık kokardı. Şimdikiler ise bildiğiniz saman gibi ne tadı var ne tuzu. Bir de bu kadar bolluk olduğunu hatırlamıyorum. Mesela fişle ekmek alındığını hatırlıyorum. Halk ekmek o zaman da vardı. Hatta daha doldun ve lezzetliydi. İşte o zaman insanlarda doğal ve daha organikti sanırım… Kısaca sonuç olarak hayata dair kategorisinde “Vay be nerede kaldı çocukluğumuz?” dedirtecek biz yazı eklemiş oldum sanırım…

Bugün ise bisküvi tatlısı yaparken aklıma eski lezzetler, eski dostluklar ve komşuluklar geldi. Adeta nerede kaldı çocukluğumuz diye mırıldandım. Özellikte tencerenin dibini sıyırırken aklıma geldi. Nedendir bilmem eskiden yediğim çikolatalar, pudingler daha bir tatlıydı. Şimdiler ile kıyaslanamaz yani o derece farklıydı. Küçükken annemin yaptığı bu lezzetli tatlının yani pudingin yapıldığı tencereyi sıyırmayı çok severdim. Bugün ise kendi yaptığım puding tatlısını sıyırdım ama o eski tadı aldım diyemem.

Puding Tenceresini Sıyırdım
Puding Tenceresini Sıyırdığım Doğrudur 🙂

Peki Nerede Kaldı Çocukluğumuz Ne Oldu?

Olanı biteni yine biz insanoğlu yaptık sanırım. Eskiden teknoloji yoktu, bu kadar çok GDO denen dokunulmuş besinler yoktu. Şimdi ise organik dediklerimiz bile GDO ile üretiliyor sanki. Ne kokuları eskisi gibi ne tatları. Ata tohumu dediğimiz yerli ve eski tohumlar neredeyse yok ve hatta bulanda hazine gibi saklıyor onları.

Elbette biliyorum ki hiçbir şey yok olmaz ve değişime mahkumdur ancak bu değişim bu kadar hızlı ve bu kadar acımasız olunca insan ister istemez etkileniyor. Zaman her şeyin üstesinden de geliyor o da kesin tabi ki…

Eskiden de bu kadar çok kötülük, bence vardı. Sanırım yok olduğunu düşünmek saçma olur. Vardı ancak bu kadar hızlı şekilde duyulmuyor veya yayılmıyordu. Bu teknoloji sayesinde oldu. Bugün yaptığınız iyi veya kötü bir davranışı birilerinin telefonu ile çekip internete koyması yetiyor. Sonuçta siz vezirde olabiliyorsunuz rezilde. Peki bu durum neleri doğuruyor? İnsanların telefon bağımlısı olması dışında özel hayat kavramını yok ediyor mu? Bunların aslında başlı başına bir kitap konusu olduğunun farkındayım… Hepsi bir yana bana göre biz teklojiyi gerçek manada kullanmayı bilmiyoruz. Mesela adam beş bin lira verip bir telefon alıyor. Ancak ne e-mailden haberi var ne fotoğraf çekmesinden ne de diğer fonksiyonlardan yani tamamen özenti ve ihtiyaç fazlası tüketim diyebiliriz. İşte bunu yapan ise yine teknoloji diyebilirim. Elbette farklı düşüncelere göre de farklı güçlerde denilebilir. Sonuç olarak biz araç ve amacı birbirine karıştırıyoruz. Elbette bu bilinçli şekilde bize yaptırılıyor.

Eskilere Dönmek İster misiniz?

Eskiler denildiğinde herkesin kafasında ayrı şeyler canlanıyordur sanırım. Kimisi mutlu mesut olduğu zamanları kimisi ise yıkıldığı zamanları hatırlayabilir. Ancak emin olun bildiğim bir gerçek varsa o da ne ölmüşe ne de geçmişe bir çarenin olduğudur. Geleceği ise hiç hesaba bile katmanın anlamı yok sanırım. Aslında önemli olan anı yaşamak yani hayatın size şimdi sunduklarını değerlendirmek. Onlar üzerinde oynamalar yaparak aslında geleceğine yine yön vermiş olacaksın. Ancak çok takılmanın gerçekten faydası olmayacak.

Eskilere dönemeyi şahsen ben istemem. Eski aslında ne kadar yeni bile olsa eski sonuçta. Yine aynı sahnede olsan yine aynı oyunu oynarım demek gibi. Sonuç değişmez ve değişmeyecek. Onun için geçmişi, geleceği şimdilik düşünemeden anın tadını çıkarın. Bakın bir virüs dünyada neleri değiştirdi değil mi? Yarın ne olacağını düşünmenin anlamının olmayacağının kanıtı olsa gerek… Sonuç olarak yaşamayı sevin, hiçbir şey uğruna insanları veya kendinizi üzmeyin, vefalılı olun, Kaf dağında olduğunuzu asla düşünmeyin, sağlığınıza dikkat edin ve emin olun ne yaparsanız yapın her şey olacağı gibi olacak ne bir nefes önce ne bir nefes sonra…

Bu yazımı beğendiyseniz sosyal medya hesaplarınız üzerinden paylaşabilirsiniz. Bunun dışında güncel içeriklerimden veya bazı hayata dair önerilerimden haberdar olmak için Instagram, Facebook veya Twitter hesaplarımdan beni takip edebilirsiniz.

Güncel Yazılarımdan Haberin Olsun

Web sitemdeki deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanıyorum. Sitemi kullanmaya devam ettiğiniz için kabul ettiğinizi düşünüyorum. Kabul Et İstersen Oku