Benlikten Bizliğe Geçmek

0

İnsanoğlu çiğ süt emmiştir der eskiler. Elbette bir anda çıkarılan sonuç olmadığı kesin. Her çağda olduğu gibi günümüzde de aile kavramını bilmeyen hayatını ve hayatları berbat eden kişiler yok değil. Ben bunları benlikten bizliğe geçemeyenler diye tanımlıyorum. Benlikten bizliğe geçmek yani bir olmak ailenin anlamı kısaca iki yarımdan bir bütün oluşturma olgusudur. Elbette her insan mükemmel değildir ve asla olmazda. Düşünürsek gülün bile dikeni var. Bu zamanda elbette Leyla ve Mecnun aşkı gibi duruma rastlamak neredeyse imkansız. Çünkü insanlar dünya derdine gömülmüş ve herkes bir bencillik hastalığına kapılmış gidiyor. Kimi makam peşinde, kimisi para peşinde kimisi ise küçük dağları ben yarattım havasında. Durum böyle olunca özellikle gençlerde aile kavramı diye bir şey kalmıyor.

İnsan ne olduğunu unutmamalı ve karşındakinin de insan olduğunu bilmeli. Durumlar iyi olduğunda gezmeye gitmeler, harcamalar, cicili bicili sözler söyleyen insan sanıp sevdiğiniz kişiler en zor anınızda sizi ortada bırakıp gider oldular. Peki ne için? Sadece kendileri böyle istediği için veya sıkıldığı için… Sebep ne olursa olsun bir insan asla vefasız olmamalıdır. Eğer bir insan vefasız kadını veya erkeği severse verdiği yıllar çöpe gitmiş demektir.

Benlikten Bizliğe Geçmek Nedir?

Her insan bir bireydir ve kendi hayatını elbette yaşamalıdır. Ancak iş aşka, evliliğe geldiğinde artık benlik durumu ortadan kalkmalıdır. Evlilik öncesi elbette bir arkadaş çevreniz olabilir ve olacaktır. Bu durum evlendikten sonra ise sadece öncelik değiştirmelidir. Yani arkadaşlarınız ikinci planda eşiniz ve aileniz ön planda olmalıdır. Buraya kadar tamam bir abest durum yok. Ancak bencil insan bunların hepsini kendi açısından isterse ortada ne bir aile kalır ne bir ilişki…

Elbette eskiden belkide çocukluğunuzda yaşadığınız kötü olaylarında etkisi olabilir. Böyle bir durum var ise evlenmeden önce karşı tarafa belirtmeniz gerekli. Evlendikten sonra her bir tutum ve davranış size eskiyi hatırlatıyor diye eşinize yüklenirseniz zamanla sizi kendi haline bırakır. Bu durumda ise artık sizi sevmediğini, ilgilenmediğini ve hatta nefret ettiğini düşünebilirsiniz. Böyle durumlarda ise herkes kendi tarafından haklıdır. Konuşma ile her konu çözülür diye düşünebilirsiniz. Ancak ne yazık ki konuşmanında bir adabı olmalıdır. Eğer siz konuştuğunuz zaman sizin istediğiniz gibi olsun ister ve karşı tarafın söylediği sözlerden başka manalar çıkarırsanız hem kendinize hem karşı tarafa zulüm edersiniz. Elbette herkes mutlu olmak ister ama bu hayaller karşınızdakine basit gelebilir. Belkide sizi hor görür, kendinden aşağıda görür ve sonunda size “git o zaman bu kadar basit düşünen biri ile evlen” diyebilir. İşte o anda anlarsınız ki sizi sadece kullanmış ve sevgi ile alakalı hiç bir şey düşünmemiş. Yıllarınız boşa gitmiş bir vefasız insanla…

O kişi bunları söylerken nereden geldiğini, nasıl o ana kadar karşı tarafın onu desteklediğini unutur. Aslında onu o yapan alt yapıda karşı tarafında emeği olduğunu unutur. Bu en büyük vefasızlık örneğidir. Bu durumda ister padişah olsun, isterse profesör olsun sonuçta insan olamadığının kanıtıdır. Eğer ki bir inancı var ise hangi inanç olduğunun farkı olmaksızın ki her inançta kul hakkı diye bir durum vardır. Varsın bu dünya sizin olsun ne olur ki! Şurada zaten Allah bilir ama belkide en fazla 50-60 yıl daha bu dünyada olacaksınız. Arkanızda düzinelerce kitaplar, eserler vb. ne bırakırsanız bırakın o kırık kalp sizin cehennem biletiniz olmaya yetecektir. Yani insan olamadınız sınıfta kaldınız…

Tüm Çözüm Yolları Denendi mi?

Hani dedim ya insan kararları ile yaşar işte asıl mesele tüm çözüm yollarını deneyip doğru kararı verip yaşamaktır. Öncelikle yanlış karar verebileceğini düşünmeli ve gerekirse büyüklerden öneri almalı insan. Elbette büyüklerin vereceği öneri işinize gelmeyebilir ve bir anda bencilliğinize yenilip bir karar verebilirsiniz. Bundan sonrası içinde geri dönüşü olmaz.

En Yabancı Diziler Listesi İlginizi Çekebilir

Evlilikte sadece iki kişiyi değil aslında iki aileyi birleştiriyor. Bunu kabul edemiyorsanız bir gün ipler kopar ve evlilik diye bir şey kalmadığı gibi saygı ve sevgiyi de yok edersiniz. Mesela evlendiniz ve kendi ailenize giderken eliniz daima dolu gidiyorsunuz. Durum tersi olduğunda ise yani kaynana dediğimiz kısma gelindiğinde hediyeyi bırakın gitme konusunda bile sıkıntı çıkarıyorsanız suç kimin? Elbette ortada suçlu aramak gibi bir amacım yok. Ancak bu durum büyük bir bencilliktir. Siz eğer sadece tek bir tarafın önemli olduğunu kabul ederseniz karşı tarafında aynı durumu söz konusu olduğunda söz hakkınız olmaz. Yani nasıl ki sizin anne ve babanız var ise karşı tarafında anne ve babası olduğunu unutmamalısınız.

Çözümü her zaman ortak kararlar almakla olmalıdır. Sadece sizin istediğiniz çözümler karşı tarafın onayını bile alsa bir zamanda patlar ve olmadı der kestirip atabilirsiniz. Bu durumda ise önce bir düşünün derim. Neyi mi? Acaba siz ona yeteri kadar ilgi alaka gösterdiniz mi? Akşam olduğunda aynı sofrada oturmayı istediniz mi yoksa acıktım bekleyemem yerim mi dediniz? Peki ailesine aileniz gibi davrandığınızdan emin misiniz? En önemlisi ise gerçekten vefalı bir eş olabildiniz mi? Elbette bu soruları çoğaltmak ve her iki tarafa da sunmak mümkün. Sonuç ise olmuş ve ölmüşe çare yok.

Peki Ya Sonra?

Sonrası aslında oldukça basit… Sizin zor gününüzde yanınızda olamayan ve olmayan bir insandan sessiz sedasız ayrılırsınız. Elbette bunu haklıyım, yapamıyorum diyen taraf sırf mutlu olsun diye yaptığınızı düşünmez. O kendi bencillik denizinde boğulur. Kendi dünya telaşı içinde sizin içinde bulunduğunuz durumu görmez veya görmek istemez. Sadece gezmek, alış-veriş yapmak, arkadaşları ile zaman geçirmek ve kendi işine yoğunlaşmaktan başka bir şey düşünmez. Sonuç olarak size patlar ve hiç bir bahane sunmadan size kocaman bir İLETİŞİMSİZLİK bahanesi sunarak ayrılmayı ister. İşte size bir VEFASIZLIK hikayesi… Kim bilir belki o sadece vefanın sadece bir semt adı olduğunu biliyordur…

Benlikten Bizliğe Geçerken Ailelerin Önemi Nedir?

İki gencin evlilik hayali kurmasından daha güzel ne olabilir değil mi? Elbette güzel olmayan ise sadece iki insanın değil iki ailenin bir olup olmamak istemesidir. Yani anne ve babalar kendi yaşantılarına göre çocuklarının yaşantılarına yönlendirme yapmamalıdır. En bariz örneği ise “Ben yaşamadım, çocuğum yaşaşın” diye kendince düşünme durumudur. Bu söylerken düşünün karşı tarafta böyle düşünürse nasıl mutlu bir aile olunacak? Bu durumda daha evliklik bile olmadan damat veya gelin karşı tarafa tavır alabilir ve o an içinde bir kırıklık olarak kalır. Durum ne olursa olsun bu değişmez ve bir gün hak istenme durumunda ise o kişiden hakkını helal etmesini beklemeyin.

Gelin ve damat her iki anne ve babasının her sözüne takılmamalıdır. Her konuyu biliyorum yanılgısına düşürseniz kaybeden siz olursunuz. Emin olun bir büyüğünüz size bir şey diyorsa bir oturup düşünün sonucunda size yaracak bir ip ucu elde edersiniz. Yok o cahil ne bilir derseniz işte asıl cahil siz olursunuz. Öncelikle şunu unutmamak gerekir ki her insan makam ve mevkisi ne olursa olsun cahildir ve cahil de olacaktır. Çünkü peygamberler bile her zaman her konuyu bilmezlerken sen nasıl olur da her konuyu bildiğini iddia edersin ki? Unutma insandır beşerdir, şaşar ama kırık bir kalp ve kul hakkı seni hem bu dünyada hem öbür dünyada bırakmaz. Bundan kork tabi ki geç kalmadıysan…

Son olarak benlikten bizliğe konusu üzerine okumalar yapmak isterseniz benimde faydalandığım ve zengin bir arşive sahip olan idefix.com veya dr.com.tr adreslerinden güvenle kitaplara ulaşabilir ve sipariş verebilirsiniz. Bu yazımı beğendiyseniz sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilir veya alt kısımda yorumlarınızı yapabilirsiniz. Ayrıca InstagramFacebook ve  Google Plus hesaplarımdan beni takip edebilirsiniz.

Sen Ne Diyorsun?

Merak Etme E-Posta Hesabın Bende Kalıyor, Paylaşmıyorum...

No Spam! Bunun Yerine Bloğuma Reklam Vermeye Ne Dersin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.