Geçmişten Gelenlere Veda Günü

2

Bir insan kaç kere ölebilir söyleyebilir misiniz? Elbette ölümün sadece bedenden canın çıkması ile olduğunu biliyorum. Mesele ise yaşarken ölmekte. Belki başınıza gelmemiştir (ki umarım hiç gelmez) belkide sırada bekliyordur ansızın size uğramak için. Hani o güvendiğiniz dağlar yıkılır ve adeta çamur deryası olur ya işte o an tüm köprüleri yakarsınız. Geçmişten gelenlere veda günü olur işte o an, o gün ve o saniye. İnsan bu ya hani sever ya bazen hani bazende sevilir yada öyle zanneder ya sonunu bile bile bir yolar çıkar ya işte öyle bir gündür bu geçmişten gelenlere veda günü.

An gelir anlamazsın ne olduğunu, ne olacağını ve yapacağını yanında bir ses sana döner ve “İlginç ama kendimi tuhaf hissediyorum” der. İşte o an gözlerine bakıp kaybolmak ” Ya sana kıyamam” demek gelir ya ama yapmazsın, yapamazsın çünkü köprüleri yakmıştır gurur denilen gardiyan. Sonra geçmişten bir kaç kelam ve nokta dersin için yana yana yollara vurursun kendini. Kimseyi görmezsin, duymazsın ve yaşadığını anlamaz bir rüyada sanırsın ya kendini işte öyle bir şeydir geçmişten gelenlere veda günü

Geçmişten Gelenlere Veda Günü ve Sonra!

Bir insanı sevmenin en kötü yanı o insanında seni sevdiğini sanmaktır. Bilemezsin belki ama anlarsın. Her kötü zamanında yanında olmamış veya olsa bile ben buradayım hissini verememiş (ki bu seni sevmediğinden olsa gerek) ama işler iyi iken daima yanında ve yüzüne gülen birini düşünün… Düşünmeyin en iyisi kendinizi onun yerine koyun. Dünya için yaşayanlardan, ölümü unutanlardan olduğunuzu düşünün. Düşünün sayenizde karşınızdaki insanın hayata bakışının nasıl değiştiğini, insanlara olan güveninin nasıl yok olduğunu hatta inancını nasıl sorguladığını düşünün. Düşünün geçmişini çaldığınız, geleceğini çaldığınız o kişiyi düşünün. Son olarak siz en iyisi önce düşünmeyi düşünün ki artık hiç birinin önemi olmadığını da bilin.

Yüzüne, gözlerine bakamıyorum ki sana olan hislerimden sen ise düşmanım olduğunu düşünüyorsun… Çünkü bilmiyorsun insanın tek düşmanı kendisidir…

Sonra ne olacak der gibisiniz ama aslında bir şey olacağı da yok bilirsiniz. İletişimden yoksunuz (ki bunu söyleyen bencillik abidesi ki empati yoksunu bir insan) ama müslümanız  değil mi? Aslında ne olduğumuz belli değil bu zamanda. Hepsi olmuş bir sembol, bir ideoloji. Herkes yorumlar olmuş kendine göre kutsal saydığı o inandığı kitabı. Bilmeden, anlamadan çizmiş kendine bir yol insan denen bu mahlukat. Bilemez ki değil mi o insan çünkü… Ama bilenlerde bilmezden gelir ki en tehlikeli olanlarda onlardır.

Yol Ayrımında İki Hayat Bir Can

Sonunda gelirsin yol ayrımı denilen noktaya. Bu bazen bir otobüs durağı, bazen evinin önün, bazen ise bir metro istasyonu olur şansına. Bazende hepsini yaşarsın. Mesela evinin önünde arabana kapanır dökersin göz yaşlarını adını koyamadığın hislerle, dualar edersin kendine, ona ama en çok ona ve sonra yine ağlarsın basar gidersin bir yerlere. Olmadı dersin ve her gece o eski evine gelirsin pencereden onu göreceğim diye tekrar tekrar geçersin o bayır sokaktan. Sonra bir kere görür evin arkasındaki boğaz manzarasına karşı oturur ağlarsın sabahlara kadar. Kimse görmez, kimse bilmez seni ama sen ağlarsın belki belki diye diye sabahlara kadar ağlarsın kimse duymadan, görmeden…

Başka bir gün metro istasyonu olur ve sana elini uzatır ” Var mı bana söylemek istediğin son sözün” der. Gözlerinden yaşlar boşalır, içinde volkanlar patlar hele o kalbin yok mu koşar gider dört nala çatlayana kadar koşar. Oysa bilmez ki o söyleyeceklerini, bilmez ki ona söyleyeceklerinde bir gelecek olacağını ama bilmez işte. Gözlerine bakarsın kendini zor tutarsın boğazına sarılıp neden demek için ama yapamazsın. Sadece elini sıkar bir yabancı gibi görüşürüz der arkanı döner ve olur da üzülür diye dönmezsin bir daha. Dua edersin ona her an her saniye o bilmese de.

Öneri İçerik: Benlikten Bizliğe Geçmek

Yol ayrımında iki şaşkın beden, iki çift yaşlı göz senden kalan ise akıldaki hatırlar. Ben, ben olmaktan çıktım işte o an. Bir daha yaşamak, hissetmek ve hissedilmek kimin umrunda… Sensizlikle beraberim artık ve sanırım senden de vefalı o bana. Vefa demişken (biliyorsun gerçi sen ne olsa bilmediğin yok ya) semt olan vefa değil de o senin bilmediğin vefadan söz ediyorum…

Sonuçta ise insan dedi ki kendim ettim, kendim buldum. O bir vefasız bilmedi ki kalbinin içindekini. Bildikleri az geldi ona hep daha fazlasını istedi. Çabuk pes etti ve zora gelemedi ki sonuçta kaybetti ve kaybettirdi. Elde kalan ise muhteşem bir kariyer, kırık bir kalp, kanser olmuş bir beden ve anlatılmaz boşluk… Bu yüzden düşünemiyorum artık seni, beni ve geriye kalanları… Hadi şimdi sen düşün biz nerede yanlış yaptık diye vefasızlar vefasızı…

Bu yazımı beğendiyseniz sosyal medya hesaplarınızda paylaşabilir veya alt kısımda yorumlarınızı yapabilirsiniz. Ayrıca InstagramFacebook ve  Google Plus hesaplarımdan beni takip edebilirsiniz.

2 Yorumlar
  1. Safak Diyor ki

    Ne yazık ki evet herşey birbirine karışmış günümüzde

    1. ömer Diyor ki

      Doğru söze ne denir…

Sen Ne Diyorsun?

Merak Etme E-Posta Hesabın Bende Kalıyor, Paylaşmıyorum...

No Spam! Bunun Yerine Bloğuma Reklam Vermeye Ne Dersin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.